"ANKARA MÂNEVİ DEĞERLER ÖĞRETİMİ"

Manevi Eğitim

Manevi Eğitim

Hadis-i Şerif’ler

  • Osman ibni affan (r.a)’den rivayet edildiğine göre , Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Sizin en hayırlınız , Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.”
  • Abdullah ibni Amr ibni As(r.anhüma) Rasülullah (s.a.s.)’i şöyle buyururken dinlediğini söylemiştir:“Kim bana bir defa salatü selam getirirse, bu sebeple ALLAH da ona on misli merhamet eder.”
  • İbni mes’ud (r.a.)’den rivayet edildigine göre Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:“Kıyamet gününde insanların bana en yakın olanları, bana en çok salat’ü selam getirenleridir.”
  • Evs ibni Evs (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resulullah(s.a.s.): _ “Muhakkak ki günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça salatü selam getiriniz; zira sizin salatü selamlarınız bana sunulur” buyurunca , ashab-ı kiram:  -Ya Resulullah ! Vefat ettiğin ve senden hiçbir eser kalmadığı zaman salatü selamlarımız sana nasıl sunulur ? diye sordular.                                                                         Bunun üzerine Peygamber (a.s.):_“ALLAH teala peygamberlerin bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı” buyurdu
  • Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:   ”Yanında adım anıldığı halde bana salatü selam getirmeyen kimse perişan olsun.”  
  • Yine Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:   ”Kabrimi bayram yeri haline çevirmeyiniz. Bana salatü selam getiriniz. Zira nerede olursanız olun sizin salatü selamınız bana ulaşır.”
  • Yine Ebu Hüreyre(r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resullullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Bir kimse bana salat-u selam getirdiği zaman onun selamını almak için ALLAH ruhumu iade eder.”
  • Ali (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resullullah (s.a.s.) buyurdu: “Cimri, yanında adım anıldığı halde bana selatü selam getirmeyen kimsedir.”
  • Fedale ibni Ubeyd (r.a.) şöyle dedi: Rasulullah (s.a.s.)namazdan sonra ALLAH’a hamd etmeden Peygamber (s.a.s)’a salatu selam getirmeden dua eden bir adamı işitti. Bunun üzerine: “Bu adam acele etti” buyurdu.Sonra o adamı yanına çağırdı. Ona veya bir başkasına şöyle buyurdu: Biriniz dua edeceği zaman önce Allah subhaneye hamdü sena etsin,sonra Peygamber (s.a.s.)’e selam getirsin.Daha sonra dilediği sekilde dua etsin”
  • Ebu Muhammed Ka’b İbni Ucre (r.a.) şöyle dedi (İbrahim’in) Bir gün Resul-i Ekrem (s.a.s.) yanımıza gelmişti:-Ya Resullah! Sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik,sana nasıl salavat getireceğiz? Diye sorduk.O’da şöyle buyurdu: “Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed,kema salleyte ala ali İbrahim,inneke hamıdün mecid.Allahümme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed, ke ma barekte ala Ali ibrahim,inneke hamıdün mecid: ALLAH’ım! İbrahim’in aline rahmet ettiğin gibi Muhammed’e ve aline de rahmet et.Şüphesiz sen öğülmeye layık ve yücesin.ALLAH’IM! İbrahim’im aline hayır ve bereket lütfettiğin gibi Muhammed’in alinede hayır ve bereket ihsan et.Şüphesiz sen övülmeye layık ve yücesin”
  • Ebu Mes’ud el-bedri (r.a.) şöyle dedi:Biz Sa’d İbni Ubade (r.a.) ile birlikte oturuken Resululluh (s.a.s.) yanımıza geldi. Beşir İbni Sa’d ona: _Ya Resulallah! Allah Teala sana salavat getirmemizi emretti. Sana nasıl salatü selam getireceğiz? diye sordu. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s.)sükut buyurdu. Sükutun uzaması sebebiyle biz içimizden, keşke sormasaydi, diye geçirdik. Sonra Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: -“Allahümme salli  ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed,kema salleyte ala ali İbrahim ve barek ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed, kema barekte ala ali İbrahim,inneke hamidün mecid: ALLAH’ım ! İbrahim’in aline rahmet ettiğin gibi Muhammed’e ve aline rahmet et.ALLAH’ım İbrahim’in aline hayır ve bereket lütfettiğin gibi Muhammed’e ve alinede hayır ve bereket ihsan et.Şüphesiz sen övülmeye layık ve yücesin,değiliz.Selam ise bildiğiniz gibidir.”
  • Ebu Humeyd es-Sa’idi (r.a.) şöyle dedi:  Ashab-ı kiram: -Ya Resulallah! Sana nasıl salavat getireceğiz ? diye sordular. Şöyle buyurdu: -” Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ezvacihi ve zürriyeti kema salleyte ala ibrahim, ve barik ala Muhammedin ve ala ezvacihi ve zürriyyetihi kema bareket ala İbrahim, inneke hamidün mecid: Allahım! İbrahim’in aline rahmet ettiğin gibi Muhammed’e, hanımlarına ve zürriyetine de rahmet et. İbrahim’e hayır ve bereket lutfettiğin gibi Muhammed’e, hanımlarına ve zürriyetine de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye layık ve yücesin,deyiniz.”
  • Ebu hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Dile hafif,mizana konduğundan ağır gelen ve Rahman olan Allah’ı hoşnut eden iki cümle vardır: Sübhanallahi ve bi-hamdihi sübhanallahi’l-azim: Ben Allah’ı uluhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim. Ben Yüze Allah’ı uluhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim.
  • “Ebu Umame (r.a.) den, ben Resulullah (s.a.v.): “Kur’an okuyunuz.Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir” buyururken  işittim demiştir.
  • Nevvas İbni Sem’an (r.a.) den şöyle dedi: Ben Resulullah (s.a.v): “Kıyamet gününde Kur’an ve dünyadaki hayatlarını ona göre tenzim eden Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler.Bu sırada Kur’an ‘ın önünde Bakara ve Al-i İmran Suresi vardır.Her ikiside kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar” buyururken işittim.
  • Aişe (r.anha.) ‘ dan rivayet edildiğine göre, Resullullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Kur’an-ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkar melekler ile beraberdir. Kur’an-ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseyede iki kat sevap vardır.”

Surelerimiz

SÜBHANEKE

Sübhanekellahümme ve bi hamdik ve tebarakesmük ve teala ceddük (ve celle senaük ) ve la ilahe ğayrük.

NOT: Parentes içerisindeki ve celle senaük yanlızca cenaze namazlarinda okunur.

MEAL: Allahım! sen eksik sıfatlardan pak ve uzaksın . Seni daima böyle tenzih eder ve överim. Senin adın mübarektir. Varlığın her şeyden üstündür. Senden başka ilah yoktur.

FAZİLETİ: Allah Azze ve Celle Meleklerine Arşı kaldırmalarını emir ettiğinde. Melekler arşı kaldırmakta çok zorlanmiş. Bu hal üzerine Allah Azze ve Celle SUBHANEKE duasını okumalarını emir etmiş ve Duayı okuduktan sonra üzerlerinde ki o ağır yük hafiflemiştir.

Bizlerde namazımıza başlamadan önce okumoş olduğumuz SUBHANEKE duasıyla; Nefis ve Şeytanın, üzerimize serpmiş olduğu ölü toprağını. Bütün güç ve iradenin yalnızca kendisinde toplamış olduğu o yüce makamdan, Bu dünyanın hürmetine kaldırmasını talep ediyoruz.Dilimiz ile söylemesekte,halimizle o makama şöyle sesleniyoruz;

“Ya Rab,arşı taşıyan meleklerinin, bu dua hürmetine üzerindeki yüklerini nasıl hafiflettiysen,bizimde üzerimizdeki yükleri öyle hafiflet.İbadetimizden feyyiz almamızı kolaylaştır.”Diyerek o kutsiyet ötesi makamdan yardım talep ediyoruz.

ETTEHiYYATÜ

Ettehiyyatü lillahi vessalavatü vettayyibat.Esselamü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetüllahi ve berakatüh.Esselamü aleyna ve ala ibadillahis-Salihin.Eşşedü en la ilahe illellah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve Rasülüh.

MEAL:Dil ile beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler ALLAH’A dır.Ey Peygamber! ALLAH’ın selamı,rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun .Selam bizim üzerimize ve ALLAH’ın bütün iyi kulları üzerine olsun.Şahitlik ederim ki ALLAH’tan başka ilah yoktur.Yine şahitlik ederim ki MUHAMMED O’nun kulu ve Peygamberidir.

FAZİLETİ:Namaz kılarken her gün defalarca okuduğumuz ETTEHİYYATÜ’nün güzelliğini anlayın,üzerinde düşünün.Kalbiniz rahatlayacak.Huzur bulacaksınız.Miraç’ta,yani Peygamber Efendimizin ALLAH’ın huzurunda konuşmaların başlangını oluşturan bu sözlerin önemini ve güzelliğini bilmek gerekir.Aşağıdaki açıklamaları okuyun.Ettehiyyatü’deki muhteşem güzelliğini görün.Ettehiyyatü’yü sadece namazlarda değil:teseelliye ihtiyacınız olduğu zamanlardada okuyun.Kendinizi yalnız hissettiğinizdede,dertlerinizi unutmak istediğinizdede,yatarken uykunuz kaçtığındada okuyun.Peygamber Efendimiz miraçta Yüce Yaradan’a şunu söylemiştir:Ettehiyyatü lillahi vessalavatü vettayyibat.Hayat sahibi varlıkların hayatlarıyla sundukları ibadetler,dualar ve bütün güzel söz ve davranuşlar ALLAH’a mahsustur.Ve ALLAH’tan sana selam:”Essalamü aleyke eyyü hennebiyyü ve rahmetüllahi ve berekatüh.Ey nebi,selam,ALLAH’ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun.Peygamber Efendimiz de şu şekilde karşılık vermiş:Essalamü aleyna ve ala ibadillahissalihin.Selam bize ve ALLAH’ın salih kullarının üzerine olsun.Bu konuşmaya tanık olan melek Cebrahil kelime-i Şehadet gitiriyor:Eşhedü enna ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülühü.Şahadet ederim ki ALLAH’tan başka ilah yoktur.Yine şahadet ederim ki H.z Muhammed onun kulu elçisidir.”

ALLAHÜMME SALLİ

Allahümme salli alan Muhammedin ve ala ali Muhammed.Kema salleyte ala İbrahime ve ala ali İbrahim. İnneke hamidün mecid.

MEAL:Allahım! Muhammed’e ve Muhammed’in ümmetine rahmet eyle; şerefini yücelt. İbrahim’e ve İbrahim’in ümmetine rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yanliz sensin, şan ve şeref sahibide sensin.

ALLAHÜMME BARİK

Allahümme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed.Kema barekte ala İbrahime ve ala ali İbrahim.İnneke hamidün mecid.

MEAL:ALLAH’ım Muhammed ‘e ve Muhammed’in ümmetine hayır ve bereket ver.İbrahim’e ve İbrahim’in ümmetine verdiğin gibi.Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin,şan ve şeref sahibide sensin.

FAZİLETİ:Peygamber Efendimiz (s.a.s.)buyurdu: -Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktır. – Üzerime salavat (100) defa salavat getireni ALLAH (c.c.) otuzu dünyaya yetmişi ahirete ait olamk üzere 100 hacetini kabul eder. -Dua ile sema arasında bir engel vardır üzerime salavat getirince engel açılır dua yerine ulaşır. -Sünnetimi ihya eden,üzerime salavat getiren,darda kalanlara yardımda bulunanlar kıyamet gününde arşın gölgesinde bulunacaktır. -Sırat üzerinde kalmış hurma yaprağı gibi tir tir titreyen adam gördüm.O anda üzerime getirdiği salavatı Şerife gelip o durumdan onu kurtardı.-Dün gece acayip birşey gördüm adamın biri sırat üzerinde düşüp kalkıyordu.O anda üzerime getirdiği salavat geldi.Elimden tuttuğu gibi sırat’dan geçirdi.-Meclislerinizi salavat ile süsleyiniz.-Kıyamet günü büyük ecir almak isteyen,üzerime salavat getirsin.-Cuma günü üzerime 80 kere salavat getirenin 80 senelik günahı affolur.-Üzerime salavat getirmeden yapılan hiçbir dua kabul olunmaz.Üzerime 100 defa salavat getirene ALLAH 1000 defa rahmet nazarı ile bakar.İştiyakla daha fazla getiren için kıyamet gününde şefaat ve şahitlik ederim.

RABBENA ATİNA 

Rabbena Atina fid’dünya haseneten ve fil’ ahirati haseneten ve kına azabennar.Bi rahmetike ya erhammerrahimin.

NOT: Namazda Rabbena duasını okuduktan sonra Bi Rahmetike Ya erhammerrahimin demek caizdir.

MEAL: Allah’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirettede iyilik, güzellik ver.Bizi ateş azabından koru.

RABBENAĞFİRLİ

Rabbenağfirli ve li-valideyye ve lil-Mü’minine yevme yekümü’l-hisab.

MEAL: Ey bizim Rabbimiz! beni, anamı ve babamı ve bütün mü’minleri hesap gününde ( herkesin sorguya çekileceği günde ) bağışla.

FAZİLETİ: Peygamber efendimiz, dünya ve ahiret için af ve afiyet ( sağlık ) isterdi. İmandan sonra afiyetten büyük nimet olamdığını bildirirdi. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: ( duanın eftali – en iyi olanı -, dünya ve ahirette Rabbinden af ve afiyet istemektir. Affa ve afiyete kavuşan, dünya ve ahirette kurtuluşa ermiştir.)  [tirmizi]

Peygamber Efendimiz’ in en çok okuduğu dua, Rabbena Atina duasıdır. Bu dua genel olarak her zaman okunabilir. Kunut dualarını bilmeyen öğrenene kadar bu duayı okuyabilir. Cenaze namazında, ölü için okunan duayı bilmeyen bu duayı okuyabilir. Namazda Salli Barikten sonra dua okumak sünnettir. Bu duaların en meşhuru Rabbena Atina duasıdır.

KUNUT DUALARI-1

Allahümme inna nesteinüke ve nestağfirüke ve nestehdik. Ve nü’minü bike ve netubü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsni aleykel-hayra küllehü neşkürüke ve la nekfürüke ve nahleu ve netrükü men yefcürük.

MEAL:Allah’ım senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tevbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek seni hayır ile öğeriz. Sana şükrederiz. Hiçbir nimetini inkar etmez ve onları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkar eden ve sana karşı geleni bırakırız.

Esma-ül Hüsna

“En güzel isimler Allah’ındır. O halde, O’na bu güzel isimlerle dua edin… (A’râf, 7/180; bk. Tâ-hâ, 20/8; Haşr, 59/24) 

“Allah’ın 99 ismi vardır. Bu isimleri ezberleyen kimse cennete girer.” (Buhârî, Deavat, 68. VII, 169)

Allahın 99 İsmi (ESMA-ÜL HÜSNA)

1:ALLAH c.c ;O’nun zat ve özel ismidir.Diğer isimler fiilleri, sıfatları ve tecellileri ile ilgilidir.

Kur’an’daki Esma’ül Hüsna’dan ilk inen isimdir.ALLAH’ın 99 isminin en büyüğüdür.

ALLAH ismi Kur’an’da 2697 yerde geçmektedir.

HZ.Ebu Hüreyye (r.a)anlatıyor: Resullullah (SAV) Buyurdular ki: ALLAH’IN ismi vardır.Kim ezberlerse Cennete girer.ALLAH tektir,teki sever.Esma’ül Hüsna’nın bütün anlamını içinde toplar.Yüce yaratıcının diğer bütün isimlerini kapsar.Bu yüzden el-Esma’ül Hüsna olarak bilinen bütün isim ve sıfatlar bu ada dayandırılır.Bu nedenle Rahman,Rahim,Aziz,Gaffar,Kahir ALLAH ın adlarındandır deriz.Ama ALLAH Rahman’ın adlarındandır demeyiz.

2:ER-RAHMAN:Dünyada bütün mahlukata merhamet eden,şevkat gösteren, ihsan eden.

ALLAH’ın pek marhametli,çok rahmet sahibi olması anlamına gelen bir sıfat ismidir.Sıfat ismi olmakla beraber,bu ismin ALLAH’tan başkasına verilmesi uygun görülemez.Çok rahmet sahibi,gayet merhametli ve sonsuz rahmeti bulunan diye tefsir edilip açıklanabilirsede,yalnız yüce ALLAH’ın özel bir ismi olduğundan dolayı tam anlamıyla tercüme edilemez.

Dilimizde onun tam karşılığı olan bir kelime yoktur.Esirgeyici olarak tercüme edilmeside doğru değildir.Dolayısıyla bu anlam Rahman isminin tercümesi olamaz.Acıyan diye tercüme edilmeside onun tam anlamını vermekten uzaktır.Çünkü kuru bir acıma merhamet değildir.Bilindiği gibi merhamet acıyı giderip yerine sevinç ve iyiliği getirmektir.Bu itibarla merhametli sözcüğünden anladığımız anlamı,diğerlerinden anlayamayız.

Rahman,pek merhametli şekilde eksik olarak tesfir edilebilirse de tercüme edilemez.Yüce ALLAH’ın rahmeti,sadece bir iyilik duygusundan ibaret değildir.Onun rahmeti insanlara iyilik dilemesi ve sayılamayacak kadar nimetler vermesidir.O halde Rahman ismini böylece bilmek ve anlamak gerekir.Hergün karşılaştığımız ve içinde bulunduğumuz nimetler,aslında bize Rahman’ın en güzel açıklamasıdır.

3:ER-RAHİM:Ahirette,sadece müminlere acıyan,merhamet eden.

Cenab-ı Hak buyuruyor ki:O Rahman’dır ve Rahim’dir O,öyle ALLAH’tır ki O’ndan başka ilah yoktur.Görülmeyeni ve görüleni bilendir.O,esirgeyendir,bağışlayandır.

Rahman ve Rahim isimleri aynı kökten türetilmiştir.Her ikisi de mübalağa ifade eder.Ancak Rahman’ın Rahim sıfatının tecellileri ise daha çok ahirette görülecek,Cenab’ı Hakk’ın oradaki ikram ve ihsanları müminler için olacaktır.

Kur’an-ı Kerim’in 115 ayetinde büyük çoğunluğu çok bağışlayıcı anlamına gelen Gafur sıfatı ile birlikte olmak üzere rahim sıfatı olarak kullanılmıştır.Buda Cenab-ı Hakk’ın ne kadar bağışlayıcı ve merhametli olduğunu gösterir.Dört ayette Erhamu’r-rahimin(merhametlilerin en merhametlisi)tamlaması kullanılmıştır.

4:EL-MELİK:Çok mülkü olan,herşeyin sahibi ve Maliki,onları terbiye edip yetiştiren,mülk ve güç veren.

Melik ya da malik olma,malik olunan şey üzerinde istenildiği biçimde tasarrufta bulunmayı gerektirir.Bütün kainat ALLAH’ın mülküdür ve ALLAH mülkünden dilediği gibi tasarruf sahibidir.İnsan yeryüzünde halife olduğu için,kendisine yeryüzü mülkü üzerinde izafi bir meliklik yetkisi tanınmıştır.Herkesin belli bir tasarruf sahası vardır.Fakat bu tasarruf,hiç bir zaman mutlak değil,sınırlı ve ALLAH’IN tanıdığı alansa sadece bir emanettir.

5:EL-KUDDÜS:Her türlü çirkinlik, noksanlık ve ayıplardan uzak, tertemiz, bütün kemal sıfatları kendisinde toplayan, güzellik, iyilik ve faziletlerle övülen.

Kuddüs, gayet mukaddes her türlü kusurdan uzak,her vasfında mükemmel, sınırlamaya ve tasvire sığmaz, hiçbir leke kabul etmez,tertemiz demekkir.O,yaratıklardan herhangi birine benzemez.

Cenab-ı Hak buyuruyor;her türlü noksanlıklardan arınmıştır dengi,rakibi,eşi yoktur.İnsani sıfatlardan uzak.O,öyle ALLAH tır ki, kendisinden başka hiçbir ilah yoktur.O mülkün sahibidir,Kuddüs ‘tür(eksiklikten arınmıştır) selamet verendir, emniyete kavuşturandır,gözetip koruyandır,üstündür,istediğini zorla yaptıran,büyüklükte eşi olmayandır ALLAH.Haşr, 23

6:ES-SELAM: Eksiklik, acizlik, hastalık, ölüm ve benzeri şeylerden salim olan kullarına güven ve selamet veren.

Selam, esenlik, barış ve mutluluğun kaynağı anlamındadır.Hastalıktan, beladan, ayıptan ve kusurdan arınmış ve her türlü eksiklikten salim olduğu gibi, kullarını da her türlü tehlikeden koruyandır.

Her selametin kaynağı, kendisi ayıpdan, kusurdan, eksiklikten, yokluktan kısacası her teklikeden salim olduğu gibi selamet umulan, selamet arayanları selamete erdirecek olan da O’dur.

Ceneb-ı Hak (c.c.) her türlü eksikliklerden arınmiş oldugu için bu isimle isimlenmiştir.

Selamette olan, selamette kılan.”Selam “kelimesi Kur’an Kerim de 33 defa gecer ama bunlardan yanlız birtanesi Haşr, 23 Allahın ismi olarak geçmektedir.

Her doğan ölüyor, her yeşeren kuruyor, her yapılan yıkılıyor.Yaratılanların en değerlisi insan doğuyor, buyuyor, ihtiyarlıyor, hastalanıyor, acıkıyor, uyuyor ve ölüyor.”Selam” olan Rabbimiz bütün bunlardan salimdir.İslam dinini indirerek selamet yurdu olan Cennete davet eden bu dünyada gönüller arasına köprü olan selamı, nezaket kurallarını öğreten Rabbimiz Mü’minleri Cehennem azabından selamette kılandır.

7:EL-MÜ’MİN:Yarattıklarına güven veren.

Kur’an da ALLAH tarafından belirlenmiş olan bu sıfat,ALLAH’a güvenerek inanan veya kendisine güvenilen anlamına gelmektedir.

İnancın,ALLAH ile kul arasında güçlü güven bağının adıdır.Aynı zamanda Kur’an’da geçen ALLAH’ın güzel isimlerinden  biridir.İsim ALLAH’a izafe edildiğinde anlam değişikliği yapılarak(ismi Mef’ul) güvenilen şeklinde anlamlandırılır.

Yılmayın ve üzülmeyin.Güveniyorsanız mutlaka kazançlısınız.Al-i İmran 139

8:EL- MÜHEYMİN:İnsanların bütün yaptıklarını bilen,koruyan,görüp gözeten,her şeye şahid olan koruyan ve bekçilik eden de O’dur ve varlıkları görüp gözeten,itaatkar kullarının sevaplarını eksiltmeden mükafatlarını veren, her şeyi varacağı noktaya ulaştırandır.

Durmadan bir şeyler yapıp eden bir varlık olan insan, her an Rabbi tarafından görüp gözetildiğini hiç unutmamalı ve oda hep Rabbine bakarak kendini denetim altında tutmalı;böylece hal ve işlerini sürekli islaha gayret etmelidir.

O ALLAH ki, O’dan başka ilah yoktur. Melik’tir, Kuddüs’tür, Selam’dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir, Aziz’dir, Cebbar’dır, Mütekebbir’dir.ALLAH, (müşriklerin) şirk koştuklarında çok yücedir.Haşr,23

Yüce ALLAH, yarattığı bütün canlıların işlerini, rızıklarını ve ecellerini bilip, muhafaza eder. Günahkar kullarının işledikleri günahları zerre miktarı kadar artırmayan, bir zerre kadar fazla ceza vermeyendir.

9:EL-AZİZ: Üstün, güçlü, kuvvetli, galip, şerefli, değerli, melik

Allah’ın mutlak hakimiyet ve üstünlüğünü ifade eder.

O hiç bir şekilde ve surette asla yenilgiye uğramayan, her şeye gücü yetendir. O, haksızlık yapılmayacak kadar güçlüdür. O en üstündür, en yücedir, şeref ve izzet sahibidir.

Gayet izzetli, onurlu ve şanlıdır. Hiç bir şekilde mağlup edilemez, her işinde galibtir.Yahut eşi benzeri yoktur ve gayet yüksektir.Yani hiç bir şey O’nun dengi olmamıştır.İhlas, 112/4 Ayetinde ifede edildiği gibidir.Yahut dilediğini yapan yani Hud, 18/108. Bununla beraber alçaklığı, ahlaksızlığı, küfür, zulüm, fesad, isyan ve küfran gibi fenalıkları sevmez.

Kur’an ı Kerim’de 91 yerde geçmektedir.Fakat hiçbir yerde tek başına zikredilmemiş; daima Esma-i Hüsna’dan diğer bir isimle beraber varid olmuştur.

10: EL-CEBBAR: Emir ve yasaklarını, hüküm ve kararlarını kullarına yaptırmaya gücü yeten, azgın ve zalimleri kahredici, dertlere derman olan, yaraları sarıp onaran, yarattıklarının hallerini düzelten.

Halkın eksiklerini tamamlayan, ihtiyaçlarını karşılayan, işlerini düzelten ve bunları yapmakta çok güçlü olandır. ALLAH Teala dertlere derman veren, kırılanları onaran, yoksulları zengin eden, perişanlıkları yoluna koyup düzelten en yüce zattır.

ALLAH’ tan korkmayan, emirlerine karşı gelen asiler hiçbir zaman cezaya çarptırılmak istemezler. Ama zamanı gelince ALLAH’ ın takdir edeceği cezayı çekmeye mecbur olurlar. Hasılı ALLAH Tealanın mutlak iradesi altında mağlub ve mecbur olmayacak hiçbir şey tasavvur olunamaz. Bu husus, Oysa göklerde ve yerde onların hepsi, ister istemez, O’na teslim olmuştur ve O’na döndürülüp götürüleceklerdir. Al-i İmran, 3/83 Ayetinde ifade edilmiştir.

Cebbar isminde bu iki manadan başka iki farklı anlamın daha olduğu beyan edilmiştir. İbnü’l-Enbari der ki: ALLAH’ ın sıfatlarından olan Cebbar, kendisine erişilmez, el uzatılmaz demektir.Nitekim el yetişmeyen yüksek hurma ağacına da denilir. İbnü Abbas’ dan yapılan bir rivayette de El Cebbar, Melik- i Azim yani çok büyük azametli padişah manasına gelmektedir. Vahidi de der ki: Bu zikredilen manalar, ALLAH Teala’ nın Cebbar sıfatı hakkındadır. Hakkın sıfatı olarak kullanılan Cebbar ‘ın, daha başka anlamları da vardır.

11: EL-MÜTEKEBBİR:İhtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzeh, pek yüce ve ulu.

O’nun zatına nisbetle her varlığın küçük ve basit bulunduğunu ve mutlak büyüklüğün ancak: Allah’ın zatına  ait bir  sıfat olduğunu ifade eder.

O’nun büyüklüğü her şeyde ve her olayda tezahür eder. Yaratılmış her şey O’nun büyüklüğünü ortaya koyar ve her varlık mevcudiyetiyle ilahi azamet ve büyüklüğü ile işaret eder.

Ancak, yaratıklardan bazıları, kibirlenerek, zorbalık yapmak isteyerek  yahut öle yapmak isteyenlere aşırı sevgi bağlayarak Allah’ın zikredilen sıfatlarına şirk koşuyorlar. Gerçek ve mutlak büyüklüğün ilahi planda söz konusu olduğunu belirler ve O, asli yeri olan kulluk konumunu unutup şımararak kibirlenenleri de helake uğratır.

12:EL-HALIK:Her şeyi yaratan

Allah’u Teala her Halikidir ve bu O’nun subuti sıfatlarındandır. O’ndan başkası için bu sıfat kullanılamaz.

Halık’tır diğerleri ise mahluktur.Halk fiili, iki mana ifade eder.

Birincisi, takdir etmek, yani bütün açıklığı ile eşyanın miktar ve derecelerini tayin etmektir.

İkincisi ise, yok olan şeye varlık vermek, hiçbir asıl ve örneği yokken icad etmektir. Böyle bir yaratma sonsuz ilim ve kudrete bağlıdır. Mahluk ise bundan ancak sınırlı kısmını elde edebilir. Herşeyi tam anlamıyla takdir ve icad ederek yaratan Ancak ALLAH Teala’dır.

13:EL-BARİ:Yaratan, örneği olmadan varlıkları icat eden.

Cenab-ı Hak buyuruyor: “O ALLAH ki, Yaratan’dır, kusursuzca var edendir,’ şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir.” Haşr,24

Bari’dir. Yani öyle temiz yaratıcı ki yarattıklarını temiz ve sağlam bir nizam üzere seçip düzenleyerek ve tamamlayarak birbirinden farklı özelliklerle yaratır.

14:EL-MUSAVVİR: Yarattıklarına şekil ve özellik veren.

Allah’ın varlıkları, onlarının her birinin hüviyetini şeklen ortaya koyan ve açığa çıkaran bir özellikle yarattığını ifade eder.

Cenab-ı Hakk takdir eden ve yaratmayı murad ettiği şeyi varlık planına çıkaran olduğu gibi; aynı zamanda, yarattığı her  şeyi bir suret çizerek biçimlendiren ve böylece de her bir şeye ayri bir hususiyet verendir. Ve bu husus canlı ve cansız bütün varlıklar için gecerlidir. Bu sayede varlıkları birbirinden ayırabılıyoruz.

Yaratıkların suretlerini ve hallerini takdir edip, dilediği şekilde icad ederek tasvir eden ancak O’dur. Nitekim bu husus şu ayetlerde ifade edilmektedir.

Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O’dur. Al-i İmran, 3/6

O (Rab) ki seni yarattı, sana düzen verdi, ölcülü bir biçim verdi. Dilediği surette seni terkib etti. İnfitar, 82/7,8

15:EL-GAFFAR:Çok affeden, çok bağışlayan, günak ne kadar çok olursa olsun yine bağışlayan.

Günahları çok örten, mağfireti çok olan, kullarınıngünahlarını pek cok bağışlayandır. Cenab-ı Hak buyuruyor: Hakikaten ALLAH çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir.

Gercekten ben, tevbe eden, insanı, salih amellerde bulunup sonra da doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım. Taha, 82

De ki: Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! ALLAH’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu ALLAH gunahların hepsini bağişlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir. Zümer, 53

16:EL-KAHHAR: Yenilmeyen, daima galip gelen

ALLAH’ın her şeye, her istediğini yapacak surette galip ve hakim olması, en zorlu zalimlerin bile O’na boyun eğmek mecburiyetinde oldukları, hükmünün dışına çıkamayacağını anlamına gelen ismidir.

Kul, Rabbinin herşeye galip ve hakim olduğunu, ahirette sadece O’na hesap vereceğini, yaratıklardan hiç birinin, O’nun hükmünün dışına çıkamayacağını bilmeli, O’na ortak koşmaktan sakınmalıdır.

17:EL-VEHHAB:Karşılıksız çok nimet veren, ikram ve ihsanda devamlı olan lütfu, ihsanı ve rahmeti bütün kulları kuşatan.

Kullarına hiçbir karşılık gözetmeksizin tekrar tekrar ve çok çok bağışlarda bulunan ve sonu gelmeyen bağışların sahibidir.

Yaratılıştan varlık alanına çıkışından itibaren insan sürekli nimetlendirilmiş, daima lütuf ve ikramlara mazhar olmuştur.İşte bütün bunlar tesadüfen olmuyor; şuursuz ve rastgele yürüyen bir yapının sonucu ortaya çıkmış bulunmuyor. Ziyadesiyle bağışta bulunan çok cömert bir VEHHAB’ın lütfunu gösteriyor. Ve insanı, kendisine yapılan ikramlara bakarak onun sahibini anlamaya çağırıyor.

18:ER-REZZAK: Bol nimet, maddi ve manevi rızık veren

Beslenerek yaşamaları için bütün canlılarınrızıklarını veren yanlız Allah Teala’dır.

1. ALLAH c.c. Tüm isim ve sıfatları kendinde toplayan.
2. Er-Rahmân Rahmetiyle muamele eden, esirgeyen.
3. Er-Rahim Merhamet eden, bağışlayan.
4. El-Melik Mülkün gerçek sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan.
5. El-Kuddûs Her türlü eksiklik ve ayıplardan münezzeh olan.
6. Es-Selâm Kullarını selâmete çıkaran.
7. El-Mü’min Gönüllerde iman ışığı uyandıran.
8. El-Müheymin Gözeten ve koruyan.
9. El-Aziz Mağlup edilmesi asla mümkün olmayan.
10.  El-Cebbâr İstediğini mutlak yapan, dilediğine muktedir olan.
11.  El-Mütekebbir Her şeyde büyüklüğünü gösteren.
12.  El-Hâlık Her şeyi yoktan var eden.
13.  El-Bârî Her şeyi uygun bir tarzda ve birbirine uygun yaratan.
14.  El-Musavvir Her şeye bir şekil ve hususiyet verip tasvir eden.
15.  El-Gaffâr Kullarının günahlarını örten, günahlarını bağışlayan.
16.  El-Kahhâr Her şeye, her istediğini yapacak surette galip ve hakim olan.
17.  El-Vehhâb Çok fazla ihsan eden.
18.  Er-Rezzâk Bütün mahlukatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.
19.  El-Fettâh Her türlü zorlukları kolaylaştıran, darlıktan kurtaran.
20.  El-Alîm Her şeyi en ince noktasına kadar bilen, ilmi ebedi ve ezeli olan.
21.  El-Kâbıd Dilediğine darlık veren, sıkan, daraltan.
22.  El-Bâsıt Dilediğine bolluk veren, açan, genişleten.
23.  El-Hâfıd Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan.
24.  Er-Râfî Yukarı kaldıran, yükselten.
25.  El-Muiz İzzet verip ağırlayan.
26.  El-Muzil Zillete düşüren, hor ve hakir eden.
27.  Es-Semî Her şeyi işiten.
28.  El-Basîr Her şeyi gören.
29.  El-Hakem Hikmet sahibi olan, yaptığı her işte hikmeti gözeten.
30.  El-Adl Son derece adaletli olan.
31.  El-Latîf İşlerin bütün inceliklerini bilen.
32.  El-Habîr Her şeyin iç yüzünden, gizli tarafından haberdar olan.
33.  El-Halîm Yumuşak davranan, hilmi çok olan.
34.  El-Azîm Pek azametli ve büyük olan.
35.  El-Gafûr Çok bağışlayan, magfireti çok olan.
36.  Eş-Şekûr Kendi rızası için yapılan iyi işleri, ziyadesiyle mükafatlandıran.
37.  El-Aliyy Çok yüce. Pek yüksek olan.
38.  El-Kebîr Büyüklüğünde hudut olmayan.
39.  El-Hafîz Yapılan işleri bütün tafsilatıyla, ayrıntılarıyla tutan.
40.  El-Mukît Yaratılmış her şeyin azığını veren.
41.  El-Hasîb Herkesin hayatı boyunca yaptıklarının hesabını soran.
42.  El-Celîl Azamet sahibi olan, ululuk sahibi olan.
43.  El-Kerîm Çok ikram edici. Keremi ve mağfireti bol olan.
44.  Er-Rakîb Bütün varlıklar üzerine gözcü olan.
45.  El-Mücîb Dua edenlerin dualarını kabul eden, isteklerini veren.
46.  El-Vâsî Lütfu bol olan.
47.  El-Hakîm Emirleri, kelamı ve bütün işleri hikmetli olan.
48.  El-Vedûd İyi kullarını seven, sevilmeye ve dostluğa hakkıyla layık olan.
49.  El-Mecîd Şanı çok büyük ve çok yüksek olan.
50.  El-Bâis Ölüleri diriltip kabirlerinden çıkaran.
51.  Eş-Şehîd Her zaman ve her yerde hazır ve nazır olan.
52.  El-Hakk Vacib’ul vücut olan, varlığı hiç değişmeden duran.
53.  El-Vekîl İşlerini kendisine bırakanların işini düzelten ve her şeyin iyisini temin eden.
54.  El-Kaviyy Pek kuvvetli. Pek güçlü olan.
55.  El-Metîn Çok sağlam olan.
56.  El-Veliyy İyi kullarına, gerçek mü’minlere dost olan.
57.  El-Hamîd Her türlü hamd ve övgüye layık olan.
58.  El-Muhsî İstisnasız her şeyin tek tek sayısını bilen.
59.  El-Mübdi Bütün mahlukatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan.
60.  El-Muid Yaradılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan.
61.  El-Muhyî İhya eden, dirilten, can bağışlayan, sağlık veren.
62.  El-Mümît Ölümü yaratan, öldüren.
63.  El-Hayy Diri, tam ve mükemmel manasıyla hayat sahibi.
64.  El-Kayyûm Gökleri, yeri ve her şeyi tutan.
65.  El-Vâcid İstediğini, istediği vakit bulan.
66.  El-Mâcid Kadri büyük, keremi bol olan.
67.  El-Vâhid Tek olan.
68.  Es-Samed Sığınacak tek dayanak olan.
69.  El-Kâdir Her şeye gücü yeten, her istediğini yapmaya kâdir olan.
70.  El-Muktedir Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde dilediği gibi tasarruf eden.
71.  El-Mukaddim İstediğini ileri geçirip, öne alan.
72.  El-Muahhir İstediğini geri koyan, arkaya bırakan.
73.  El-Evvel Başlangıcı olmayan, ilk olan.
74.  El-Âhir Bitişi olmayan, son olan.
75.  Ez-Zâhir Açıkca bilinen, âşikâr olan.
76.  El-Bâtın Gizli olan.
77.  El-Vâlî Her şeyi tek başına idare eden.
78.  El-Müteâlî Aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hâl ve tavırdan münezzeh olan.
79.  El-Berr Kullarına iyilik ve ihsanı, nimetleri bol olan.
80.  Et-Tevvâb Tövbeleri kabul eden.
81.  El-Müntakim Suçluları adaletiyle cezalandırıp intikam alan.
82.  El-Afüvv Affı ve rahmeti çok olan, bağışlayan.
83.  Er-Raûf Pek acıyan, lütuf ve merhametle pek esirgeyen.
84.  Mâlikü’l-Mülk Mülkün ebedi sahibi olan.
85.  Zü’l- Celal-i ve’l-İkram Her türlü büyüklüğün, her türlü keremin sahibi olan.
86.  El-Muksıt Bütün işleri birbirine uygun ve denk yapan.
87.  El-Câmî İstediğini istediği zaman istediği yerde toplayan.
88.  El-Ganîyy Çok zengin olan.
89.  El-Muğnî İstediğini zengin eden.
90.  El-Mânî Bazı şeylerin meydana gelmesine müsaade etmeyen, engelleyen.
91.  Ed-Dâr Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan, hüsrana ugratan.
92.  En-Nâfi Hayır ve menfaat verecek şeyleri yaratan.
93.  En-Nûr Alemleri nurlandıran.
94.  El-Hâdî Hidayete ve doğru yola erdiren.
95.  El-Bedî Örneksiz, misilsiz, hayret verici nice âlemler icad eden.
96.  El-Bâki Varlığının sonu bulunmayan, ebedi olan.
97.  El-Vâris Servetlerin gerçek sahibi olan.
98.  Er-Reşid Bütün işleri ezeli takdirine uygun bir nizam ve hikmet üzere sonuna ulaştıran.
99.  Es-Sabûr Çok sabırlı olan.

Adaplarımız

+Su içme adabı
+Yemek yeme adabı
+Uyku adabı
+Konuşma adabı
+Tuvalet adabı
+Hapşırma adabı
+Dua etme adabı